12 Ekim 2014 Pazar

DOĞAL'A DAMLA DAMLA VARALIM

Sardunya en sevdiğim balkon çiçeğidir....yıllardır... Solucan gübresi üretimine ve doğal tarıma başlamadan çok öncelerden itibaren hep  balkonumu süslemişlerdir.... tabii o zamanlarki bakımım budamak ve sezon başlarında topraklarını havalandırmaktan ibaretti... Şimdilerdeyse solucan gübresi ve çayı gerekirse sarımsak ve ısırgan  çayı....

Hangi balkonda bir sardunya varsa benim gözler oraya bir bakar... Şimdilerde gördüklerim ise yeşilliğinden ziyade kocaman kocaman onlarca çiçek açmış sardunyalar... bolca estetik yapılmış, kendi kimliklerinden uzaklaşmış yüzler gibi iticiler ne yazık ki:( Veriyorsun kimyasal "çiçek çoşturucusu" nu, o da sana bol bol çiçek veriyor... halbuki çiçek bir bitki, dahası bir canlı... Onun da iyi ve kötü olduğu, hastalandığı, şenlendiği, küstüğü, sarardığı, çiçeklenmesinin durduğu günler var... Ama çoşturucu sayesinde tam gaz çiçekte sardunya... Dilinden hiç bir şey anlamadan. Herşey yolunda, güzel.... hatta şöyle düşünülüyor, kimyasal kullansak da "nasıl olsa çiçek, yemiyoruz ki!." Halbuki alttan alta bu bir hayata bakış açısının yansımasıdır... bir şeyi olduğu gibi değil de bizim istediğimiz gibi olunca kabul edebilme meselesi.

Buradan hareketle şu sonuca varıyorum: Ya çiftçilerin sardunyaları da yetiştirdiği sebzeler&meyvelerse?!!!! üstelik onlar bir de bu sardunyalarından para kazanmak için yoğun emek harcıyorlarsa.... Bir de satmak için yetiştirdiklerini kendileri yemiyor, kendileri için başka bahçelerde üretim yapıyorlarsa... (ki bunları hem medyadan hem kulaktan biliyoruz.)

Çiçeklerini sırf görsellik veya hobi için yetiştirenler bile "doğal" a prim vermezken o halde çiftçiler neden daha çok ürün (sözde) veren kimyasal gübre ve ilaç kullanmasın ki?

Dedim ya... Bu bir bakış açısı. küçük bir düşünceyle&hareketle bir damla olarak doğar ve çoğalarak okyanuslara dönüşebilir....  iş ki herkes bir damla hareket etsin...

Siz çiçekçiye gittiğinizde kimyasalı reddederseniz, yediklerinizin üretim şekliyle ilgilenmeye başlarsanız damlalar çoğalır...

Üç yıldır yaptığım işlerin ve görüş paylaşımlarımın (Doğal Ana) her birinin doğala hizmet eden küçücük birer damlalar olduğunu umutla biliyorum.....

İyi pazarlar:) 




13 Eylül 2014 Cumartesi

Kirmizi Kadife Kese'nin Icinden Cikanlar

Verdigi siparisleri almaya geldiginde, kahve icerek minik sohbetlendikten sonra "Biraz bozuklar vardi, bunun icine koydum." diyerek uzatti kirmizi kadife keseyi Bayan Ç. Sasirdim, hosuma gitti... Hosuma gitti zira o keseye koyulan, sebzelerin maddi karsiligi olan para degil, yapilan emege duyulan saygi, kendine olan saygi, minnet, tesekkur ve tuylerimi diken diken eken ve ifade edemedigim daha bir suru seydi....Sohbetimiz zamansizlik nedeniyle bitmisti ve  Bayan C'yi ugurladim.... 

Sonra bu nazik/ deger veren davranislara ne kadar cokca maruz kaldigimi farkettim.... Aldigi urunleri pisirip fotosunu gondererek defalarca tesekkur edenler, cilekten bahsederken "bal cileklerinizden" diyerek, aslinda cilekten cok ote seyler algiladigini hissettirenler,  sizin kizlariniz geldi diyerek yaptigimiz isin bizim gozumuzdeki degerinin farkindaligini dile getirenler,  en kucuk bir  firsatta, sosyal medyada paylasimlarimi paylasan, beni etiketleyenler, ben ne cikarsa istiyorum, sizde olmayanlari organik pazardan satin alirim diyenler, benim aradigim tam da kucuk uretici diyenler, her yazistigimizda "iyi ki varsiniz" diyenler,  elden urun tesliminde, memleketindeki bahcesinde dogal yetisen eriklerden bize tasiyanlar, dogal uretimle ilgili bilgiler buldugunda bakin surda soyle bir bilgi var diye yazanlar..... Bana ve anneme oyle duygular yasatiyorsunuz ki.... Resmen o enerjiyi elektronik iletisim de dahil hissediyoruz.... Yaptigimiz is/atraksiyon bambaska bir seye donusuyor....
Tam da amacimiz olan bir akisa... Bir Alis-verise.... Karsilikli sevgi, minnet, razi olma alis-verisine...

Bu duygulari yasadigimizi Kirmizi Kadife Kese'ye koyduklariyla bana hatirlatan basta Bayan C'ye ve tum dogala/emege deger verenlere on milyonlarca kez sukrannnn....😀


16 Ağustos 2014 Cumartesi

Okuma Yazma Bildigime Sukrediyorum...

Seyahat boyunca iki tane sut ve sut urunleri bir tane de tavuk uretim fabrikasinin onunden geciyoruz.... Etraflarinda yaptiklari isi gosterecek tek bir mekan, aktivasyon yok....oysa reklamlarda yemyesil otlaklarda alaca tuylu, musmutlu inekler otlamiyor mu? Geleneksel lezzet denilmiyor mu? Misli ile ifade etmiyorlar mi lezzetleri? Tavuklar keza otlaklarda gezmiyor mu? E peki o fabrikalarin onunden gecerken, o fabrikalarin ne is yaptigini neden gorsel giydirilmis servis araclarindan, misss gibi dogadaki hayvan gorsellerinden ve fabrikalarin isim tabelalarindan anliyoruz?
Belli ki gida, mukemmel bir endustri olmus... Koskoca fabrikalar... Ama canli tek bir inek-tavuk ve onlarin beslenecegi otlak yok. O  halde tuketiciler icin hazirlanan reklamlarda/gorsellerde neden dogal ortamlar gosterilerek yaniltiliyor?

Ve bir havaya giriyorum....Dogal Ana'dan beslenenler ne sansli... Uretim alanimizi ve urettiklerimizi, isten firsat buldukca paylasiyoruz. Hele hele bazen oyle oluyor ki siparis ettiklerinin, evine ulasmadan hemen onceki, dalindaki hallrini bile gorebiliyor Cilekesler:)

Beslenirken, fiyat, goruntu (irilik, hatasiz olma) gibi detaylara takilmadan once o besinin gercekten nasil uretildigine, (dogaya olan olumsuz katkilarina girmiyorum bile)uretilirken kullanilan girdilerin/katki maddelerinin ne olduguna ve reklamdaki gorsel ve ifadelerin gercegi yansitip yansitmadigina takilmak saglik acisindan pek daha onemli olacaktir...

Okuma yazma bildiginize sukredin ama daha cok yediklerinizin nereden geldigini cok daha fazla sorgulayin:)

17 Temmuz 2014 Perşembe

Bu Sebzeler Beni Asci Yapacak!😀

Yemek yapmayi hic sevmesem de bu ciftcilik beni ayni zamanda asci filan yapacak sanirim😀....
Misss gibi dogal, sevgiyle yetisen o sebzeler bunu bana yapiyor:)
Kabak mucverini cok seveerim ama biraz agir oldugu icin hic yapmam. Dun, dopdogal yetistirdigim mis gibi kabaklardan,  ( Kimyasalsiz yetistirilen sebzeleer) yaptigim yemegi cok begendigim icin paylasiyorum:)
Yaklasik 700 gr sakiz kabak rendeledim.
Zeytin yaginda bir adet sogan ve bir dis sarimsak ve rende kabagi 5 dk kavurdum.
Ssogumaya biraktim 10 dk.
Borcami yaglayip, uzerine yagli kagit koydum.
Cirptigim 1 yumurtaya, kasar peyniri rendeledim, dereotu ve maydanoz dograyip, 2 yemek kasigida un ilave edip cirptim.
Soguyan sebzeleri bu harcin icine atip karistirip borcama koydum.
Onceden isitilmis firinda (200 derece) yaklasik 30 dk pisirdim.
Firindan cikarim sogumasini bekleyip, dilimledim.
Ohhh misss...
Ister sicak isterseniz dolaptan cikarip buz gibi yiyebilirsiniz...


17 Mart 2014 Pazartesi

SÜMBÜL'ÜN GERÇEK HALİ

Geçen yıl, çiçekçiden aldığım sümbüllerimin bu sezon tipleri değişti.
Geçen yıl, çiçeği koskoca bir tomurcuk yığınıyken bu sezon sadece bir dalda üç beş çiçek açtı.



Solucan gübresi verdiğim halde bu kadar cılız kalmasına bir yandan anlam veremezken bir yandan da acep çiçekçiden aldığımda verilen kimyasallar mı bu sümbüllerin kimyasını bozdu türü ikircikler yaşarken, Bilecik'teki benim gibi çiftçi olan arkadaşım, dağlarda yetişen sümbüllerden gönderdi.

Ne zaman ki o dağlardan gelme doğal sümbüller çiçek açtı o zaman ben de uyandım.


Çiçekçilerde renk renk müthiş çiçekleriyle duran sümbüllerin orjinali üç beş çiçek açmış haliymiş. Kimyasallarla beslenmiş(!) halleri ise tüketim odaklı  bizlerin "güzellik kavramı" na uygun olarak resmen evrim geçirmiş!

Sadece çiçekte böyle harikalar yaratan bu kimyasallar, kışın çilek, domates, salatalık, fasulye vs de yetiştirtir.....

Tüketirken düşünmek, doğal beslenmek ve doğalı desteklemek ümidiyle.....

10 Mart 2014 Pazartesi

Haydi Sarimsak Çayı Demleyelim.

Onerim, ciftcilere, cicekleri olana veya etrafindaki yesile ilgi duyan herkese...
Sarimsak cayi, bitkilerdeki mantari hastaliklara karsi bitkinin direncini arttiriyor. Diger yandan bu cay, bortu boceklerin de bitkilerinizden uzaklasmasini sagliyor.
Gecen sezon 4 dekar alandaki cileklerim, kursuni kuf (mantari bir hastalik) hastaligina yakalandiginda, kimyasal ilac kullanmak yerine dogal yollarla bu sureci kontrol etmek istedim. Evet cok cilek fidesi öldü ama dogal mudahaleyle, yediğim ve yedirdiğim her çilekte içim çok huzurluydu.

Kisa zamanda etki eden ancak insana ve cevreye (toprak, yeraltısuları, etraftaki bortüböcek) zarar veren kimyasallar yerine, uzun soluklu, kalıcı, insana ve çevreye zararsız bu ev yapımı ilaç benim ve cileklerim icin vazgeçilmez oldu.

Bu sezon ise, isi daha sıkı tutarak, yeni ektigim sebze tohumlarinın bebekliklerinden itibaren uygulamaya basladim.

İşte size tarifi:

100 gr sarımsağı tahta ve taş yardımıyla (kabukları mümkün ölçüde ayıklayarak) ezerek (sarımsaklara çelik sürmeyiniz) 1 lt suyun içinde 24 saat bekletin.
100 gr sarımsak kaç diş sarımsak eder acaba? Şehirde oturanlar, Taşı nereden bulacaz? diye isyana mı başladınız? Sarımsakla ilgili aşagıdaki foto size yardımcı olacaktır.

Taş bulmak ise tamamen yaratıcılığınıza kalmış ancak şundan eminim ki Taş ararken çevrenizi yeniden keşfetmek çok keyifli olacaktır.:) konuya dönelim efendim....

24 saat sonra, sarımsaklı suyu süzerek, süzdügünüz suya kendisinin 4 katı kadar su kattığınızda sarımsak çayınız hazır.
Çayı, bitkilerinizin yapraklarına (sebze, meyve, çiçek) püskürtünüz. Püskürtmek için bir preparatınız yoksa bir çalı süpürgesini bile kullanabilirsiniz. Ayrıca bitkilerinizin köklerine de  dökebilirsiniz.

Bol bereket ve sağlık olsun:)






2 Eylül 2013 Pazartesi

Hic Bir Sey Gorundugu Gibi Olmayabilir......

Bilmem kacinci kez deneyimledim dogada; gorunenle isin aslinin cok farkli olusunu....
Curuyen cilek fidelerini topraktan cikararak, yeni fideler icin evler hazirliyorum;) nemli topraktan cikardigim her curuk fidenin curumus kokunde en az bir tane solucan var.... Eger solucan yetistirdigim icin solucanlari oldukca iyi tanimiyor olsaydim yapistirmistim tespiti: "solucanlar cilek koklerine dadandi, kurutuyor butun fideleri." Halbuki, solucanlar curuk olmayan hic bir seyi yemezler;) yani solucanlar, o fide curudugu icin oraya geldiler, onlari curuten bir "zararli" olarak degil.
Buradan hareketle hem curumus fideleri yerlerinden cikarirken hem de kimbilir hayatimizda ne kadar cok an vardir ki dis gorunusuyle hoop hemen yargiladigimiz diye dusunuyorum.
Isin ozu; Doga, toprak beni sadece besinsel anlamda beslemiyor.....:)
Seviyorum ben ciftciligi vesselam.;)